AKP’nin kapatılmasına yönelik olarak 14 Mart 2008’de açılan ve Anayasa Mahkemesi’nde görülen davanın 30 Temmuz 2008’de açıklanan sonucuna göre AKP kapatılmadı.
Kapatılmadı da ne oldu peki? AYM’nin 11 üyesinden 10’u AKP’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğunda fikir birliğine vardılar. Bir üye ise, ki o da AYM’nin başkanı, davanın reddi yönünde oy kullandı. 6 üye “AKP kapatılsın” şeklide oy kullanırken, 4 üye AKP’ye hazine yardımının kesilmesi yönünde oy kullandı. Sonuç itibarıyla yasa gereği verilecek kararda nitelikli çoğunluk arandığından, yani 11 üyenin 7’sinin oyu arandığından, AKP kapatılmadı; sadece bu partinin aldığı hazine yardımının yarısının kesilmesine karar verildi.
Sonuç AKP çevrelerinde sevinçle karşılandı. Bu sevinci ise ben şahsen “yüzsüzlük” olarak adlandırıyorum. Nedeni ise gayet basit… Bir siyasi parti onbir üyenin onu tarafından laiklik karşıtı eylemlerin odağı olarak tescillenecek, kararın açıklanmasını takiben o siyasi partinin genel başkanı çıkıp yaptığı açıklamasında “kapatma kararı büyük bir haksızlık olurdu” diyecek!
AYM Başkanı Haşim Kılıç’ın kararı açıklarken yaptığı konuşmasında, muhtatapların gerekli dersleri çıkaracağına inandığını söylemesi de siyasi partilerin uzlaşma ile parti kapatma cezalarını zorlaştıracak gerekli yasal düzenlemeleri yapmaları gerektiğini söylemesi kadar abesti. Zira, muhatapların gerekli dersleri çıkarmayacakları gerek kararın açıklanmasından sonraki AKP’lilerin sevinç gösterileriyle ve gerekse karardan sonraki beyanları ile açıkça ortaya konulmuştur.
Bundan sonra AKP’nin tutum ve davranışlarında Atatürkçü, cumhuriyetçi ve laik çizgide bir yaklaşım beklemek hayaldir. Boşuna “durmak yok, yola devam” demiyorlar... Başbakanın yine çıkıp halkın tüm kesimlerini kucaklayacaklarını söylemesi de hiçbir anlam ifade etmemektedir. Hatırlayacaksınız RTE, 22 Temmuz 2007 seçimlerinden sonra da aynı konuşmayı yapmıştı. Geçen bir yıllık süre içinde halkın tüm kesimlerini kucaklamak şöyle dursun, “bizim gibi düşünmeyenler bizden değildir” mentalitesinin yılmaz savunucuları olmuşlardır. Hattızâtında, kendilerine karşı olanları yıpratma ve baskı altına alma gibi birtakım totaliter politikaların temsilcileri olmuşlardır.
Bir AYM Başkanının çıkıp da siyasetçilere “uzlaşın ve parti kapamayı zorlaştıracak yasa çıkarın, böyle davaları bir daha bizim önümüze getirtmeyin” mesajı vermesi anlaşılabilir değildir. Eğer Atatürk ilke ve devrimlerinin, Cumhuriyetin kazanımlarının korunması, bir siyasi partiyle ilgili herhangi bir karar almasını gerektiriyorsa, AYM’nin bu kararı alması Türk Milleti’ne karşı borcudur. Yüce yargıyı temsil eden en üst merci olan AYM’nin böyle bir karardan kaçınma gibi bir hakkı bulunmamaktadır. Haşim Kılıç, davanın reddi yönünde verdiği oyla rengini tamamen belli etmiştir.
AKP’lilerin ise bu karardan sonraki çılgın sevinç gösterileri de eğrisi doğrusuna “yüzüne tükürsen Ya Rabbi şükür diyecek” lafını akıllara getirmektedir. İçlerinden bir Allah’ın kulu çıkıp da “yahu hazine yardımının yarısı kesildi kesilmesine de, öte taraftan onbir üyenin onu bizim partiyi suçlu buldu” şeklinde düşünemiyor! İnsanın sevinç gösterilerinde bulunmadan önce biraz durup düşünmesi ve utanması lazım… Eskiden onurlu insanlarımız, ulusal değerlerimize halel getirdikleri hissine dahi kapılsalar bu utançla yaşamaktansa, yaşamamayı tercih ederlerdi…
BARDAĞIN YARISI DOLU MU, YOKSA YARISI BOŞ MU?
Kim ne derse desin, AYM’nin vardığı sonuç “ne şiş yansın, ne kebap” cinsinden bir sonuçtur. Hadi demokrasi adına verilebilecek en iyi karar verildi diyelim; peki o halde neden verilen ceza, hazine yardımının sadece yarısının kesilmesinden ibaret? Neden yarısı da üçte biri, ya da üçte ikisi değil? Bu kararın ölçütü nedir? Yüce mahkemenin kararını eleştirmek gibi bir amacım yok tabii, ancak halkımızın önemli bir bölümünün, ülkemizin geleceği konusunda ciddi endişeler taşıdığı göz önünde tutulursa, bunu sorgulamak bir vatandaş olarak en tabî hakkımız olmalıdır.
BAĞIMSIZ YARGI …
AKP’nin kapatılmayacağı sonucunun açıklanmasından önce bu kararın altıya karşı beş oyla alınacağı bazı gazetelerde yer aldı. Bu nereden biliniyordu? Böyle bir bilgi nasıl elde edilebilir? Aynı şekilde piyasalarda da AKP’nin kapatılmayacağı yönünde beklentiler oluşmuştu. Bunun adı yönlendirme değilse, soruyorum nedir? Kendi içinde bariz tutarsızlıkları olan Ergenekon iddianamesi bile bence başlı başına bağımsız yargıyı etkilemenin bir yoludur, yöntemidir.
Dikkat çeken bir başka husus da son iki oyun Sacit Adalı ve Haşim Kılıç tarafından kullanılmasıdır. Üyelerin verdikleri oylarla durum 6-3 kapatma lehine iken Sacit Adalı’nın “hazine yardımı kesilsin” oyu ve Haşim Kılıç’ın “davanın reddi” yönünde kullandığı oylarla sonuç AKP’nin kapatılmaması ancak hazine yardımının kesilmesi yönünde netleşti. Bu durum sizce de dikkat çekici değil midir?
UZUN LAFIN KISASI…
AYM’nin verdiği karardan sonra yapılabilecek tek şey vardır. "Ben ülkemi seviyorum ve geleceğimizi düşünüyorum" diyebilen her bir sorumlu vatandaşımızın siyasete atılması gerekmektedir.
Ülkemizin aydınlık yarınlarının elde avuçta kalan tek teminatı budur!
Saygılarımla
Ömer Sadun Okyaltırık
31 Temmuz 2008 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
YERLERİ ve GÖKLERİ YARATAN, TÜM ÂLEMLERİN SAHİBİ YÜCE TANRIM!
Haksız ve hukuksuz bir şekilde hapse atılan tüm yurtsever aydınların, eşleri, çocukları, kardeşleri, anne ve babaları ile birlikte içine düşürüldükleri bu büyük haksızlığı ve mağduriyeti Sen görüyorsun! Değil bir saat, ya da bir gün; haftalarca, hatta aylarca – yıllarca hapislerde tutulan, vatan ve millet sevgisinden, ülkemizin yararına çalışmaktan başka hiçbir düşüncesi bulunmayan, hiçbir suça karışmadıkları ve hiçbir suça ortak olmadıkları halde kendilerine “terörist” suçlamasında bulunulan, ben ve tesadüfen kader ortağı olduğum tüm değerli Türk vatanseverlerine sabır ve çektirilen eziyetlere dayanma azmi ver!
Tanrım, Sen mazlumu görür ve korursun... Zâlim olup da, mazlummuş gibi davrananları da bilirsin Büyük Allah’ım... Biz gerçek mazlumlar adına sana her gece ettiğim bu duaları ve Sana yakarışlarımı duy Ya Rabbim! Bu esaret günlerimde bensiz kalan eşimi ve çocuklarımı koru, onlara yardım et! Benim ve çocuklarımın alınlarımıza kara leke çalınmasına müsaade etme! Benimle birlikte diğer kader arkadaşlarımın, özellikle ülkemizin ihtiyacı olduğuna yürekten inandığım Tuncay Özkan Bey’in ve ülkemizin üzerinden yüce adaletini esirgeme Allah’ım... Çocuklarımızın, eşlerimizin, kardeşlerimizin, analarımızın, babalarımızın yüzlerini soldurma...
Bizleri ve güzel ülkemizi kötüyle, zalimle, hâinle karşılaştırarak terbiye etme Tanrım! Türkiyemiz aleyhinde karanlığa hizmet edenlere göz açtırma Allah’ım, onların karanlık planlarını ayaklarına dolaştır... Vatanımıza ve milletimize hıyânet içinde olan kötü niyetli kişilerle mücadele edebilecek gücü, aklı, azmi ve sabrı bizlerden esirgeme ve daim kıl Ya Rabbim! Bizler, Senin ışığından ve Türk Ulusu’nun aydınlığından yana olan insanlarız ve bunun için çalışıyoruz... Bizlere, ülkemiz için yapmak istediğimiz tüm güzel şeyleri yapma imkânı ve kudreti ver Yüce Tanrım! Ulusal birliğimizi, bütünlüğümüzü bâki kıl; tüm yurtseverlerin birleşmesini, bütünleşmesini sağla...
Ey Büyük Allah’ım! Senin her şeye gücün yeter... Türkiyemiz’e iyilikler, güzellikler; çocuklarımıza aydınlık bir gelecek nasip et. Yarınlarımızda bugünlerimizi aratma Tanrım.
Allah’ım, dürüst ve adil hukukçularımıza yardım et. Karanlığın onları tutsak almasına izin verme ve aydınlık taraftaki yargıçlarımızdan sağduyuyu ve cesaret duygusunu esirgeme!
Bu esaret günlerimizde bizlere ve ailelerimize verdiğin azim, sabır ve dayanma gücü için sana şükürler olsun, Ya Rabbim...
HAZİRAN 2009 - Silivri, Istanbul
Tanrım, Sen mazlumu görür ve korursun... Zâlim olup da, mazlummuş gibi davrananları da bilirsin Büyük Allah’ım... Biz gerçek mazlumlar adına sana her gece ettiğim bu duaları ve Sana yakarışlarımı duy Ya Rabbim! Bu esaret günlerimde bensiz kalan eşimi ve çocuklarımı koru, onlara yardım et! Benim ve çocuklarımın alınlarımıza kara leke çalınmasına müsaade etme! Benimle birlikte diğer kader arkadaşlarımın, özellikle ülkemizin ihtiyacı olduğuna yürekten inandığım Tuncay Özkan Bey’in ve ülkemizin üzerinden yüce adaletini esirgeme Allah’ım... Çocuklarımızın, eşlerimizin, kardeşlerimizin, analarımızın, babalarımızın yüzlerini soldurma...
Bizleri ve güzel ülkemizi kötüyle, zalimle, hâinle karşılaştırarak terbiye etme Tanrım! Türkiyemiz aleyhinde karanlığa hizmet edenlere göz açtırma Allah’ım, onların karanlık planlarını ayaklarına dolaştır... Vatanımıza ve milletimize hıyânet içinde olan kötü niyetli kişilerle mücadele edebilecek gücü, aklı, azmi ve sabrı bizlerden esirgeme ve daim kıl Ya Rabbim! Bizler, Senin ışığından ve Türk Ulusu’nun aydınlığından yana olan insanlarız ve bunun için çalışıyoruz... Bizlere, ülkemiz için yapmak istediğimiz tüm güzel şeyleri yapma imkânı ve kudreti ver Yüce Tanrım! Ulusal birliğimizi, bütünlüğümüzü bâki kıl; tüm yurtseverlerin birleşmesini, bütünleşmesini sağla...
Ey Büyük Allah’ım! Senin her şeye gücün yeter... Türkiyemiz’e iyilikler, güzellikler; çocuklarımıza aydınlık bir gelecek nasip et. Yarınlarımızda bugünlerimizi aratma Tanrım.
Allah’ım, dürüst ve adil hukukçularımıza yardım et. Karanlığın onları tutsak almasına izin verme ve aydınlık taraftaki yargıçlarımızdan sağduyuyu ve cesaret duygusunu esirgeme!
Bu esaret günlerimizde bizlere ve ailelerimize verdiğin azim, sabır ve dayanma gücü için sana şükürler olsun, Ya Rabbim...
HAZİRAN 2009 - Silivri, Istanbul
0 yorum:
Yorum Gönder