Son 4.5 senedir AKP iktidarının ülkemize yaptığı kötülüklerin haddi hesabı yok. Ahlaksızlıkların, hırsızlık ve yolsuzlukların, kural tanımazlıkların en büyüğü bu son iktidar döneminde ortaya çıktı. İlk icraat olarak “milletvekilliği dokunulmazlığını kaldıracağız” diyip de dokunulmazlığının arkasına sığınmaktan, Orman arazilerinde yapılaşmaktan ve buralardan rant sağlayan siyasetçilerden tutun, milli eğitimi bile İslamist politikalara alet etmeye, laik ve üniter yapıya göz göre göre zarar vermeye, Cumhuriyet tarihinde emsali görülmemiş kadrolaşmaya, TSK’yı yıpratmaya çalışmaya, doktorları, mühendisleri, avukatları ve ülkenin daha nice nice yetişmiş beyinlerini hiçe saymaya, vatandaşa karşı “al ananı da git buradan” diyebilecek kadar hakaretlere, ülkenin tüm ekonomik değerlerini yok pahasına yabancılara peşkeş çekmeye kadar her şeyi bu iktidar döneminde belki de ilk defa hayretler içerisinde izledik. Hepsi bu kadar da değil... Devletin tüm kurumlarıyla kavgalı olan bir iktidarı da ilk defa AKP’yle tanımış olduk. Hayatî önemi haiz konularda bile, Kasım 2002 seçimlerinde elde ettikleri TBMM’deki haksız üstünlükleri sayesinde, kaldır elini – indir elini yöntemiyle birçok kararı oldu bittiye getirdiler.
Her ne olursa olsun, olup bitene daha fazla seyirci kalmak yerine, artık Türk Halkı’nda milli bir uyanış başladı. Hep birlikte sesimizi yükseltmeye, hep birlikte biraz biraz siyaset yapmaya başladık. Bu gelişmeler içerisinde, Türkiye yeni bir oluşuma doğru hızla ilerliyor. Bu yeni oluşum, siyasi olduğu kadar, aynı zamanda kültürel, ekonomik ve stratejik alanlarda da ilerleyen yıllarda kendini göstermeye adaydır.
Söz konusu yenilikler kapsamında öncelikle Türkiye’de seçim sisteminin değişmesi gerekmektedir. İnsanımızın ve aydınlarımızın bu konunun takipçisi olması son derece önemli ve gereklidir. Lidervekilliği yerine gerçek milletvekilliğinin yolunu açacak bir seçim sisteminin uygulamaya geçirilmesi artık kaçınılmaz olmuştur. Bir vatandaş olarak, milletvekili adayını tanımadan, sadece bir siyasi partiye oy vermek suretiyle beni temsil edecek vekilimi seçmem nasıl mükün olabilir? Böyle bir seçim sisteminde, halk, gerçek adaylarını seçme şansına sahip olamayacağı için, temsili demokrasiden de söz etmek çok anlamsızdır. Ne yazık ki bu seçimlerden sonra da TBMM’de milletvekili yerine lidervekilleri görev yapmaya devam edeceklerdir. Umarım 22 Temmuz 2007’den sonraki seçimlerde Türkiye’de siyaset daha istikrarlı, mantıklı ve sağduyulu kuralları olan ve temsili demokrasi adına daha fazla anlam ifade eder hale gelir.
Gündemdeki sıcak konulardan belki de en önemlisi, son olarak Oyakbank’ın Hollandalılara satışıyla ilgili... Oyakbank’ın tamamının Hollandalı İNG’ye satılmasıyla Türk bankacılık sektöründe yabancılaşma oranı %40’ların da üzerine çıkmış oluyor. Kanla, irfanla kurulan cumhuriyetimiz ne acıdır ki yabancı sermayenin gücüyle, bankaların yabancılara satılmasıyla, emperyalist güçlerin Türkiye üzerinde oynadıkları finansal oyunlarla ve IMF ile işbirliği ile tehditlere maruz kalmanın da ötesinde açıkça işgal altına girmiştir. Eğer özelleştirme, küreselleşmenin doğal bir sonucu olarak görülüyorsa, neden küreselleşme nalıncı keseri gibi hep tek taraflı düşünülmektedir? Dünyanın hangi ülkesinin telekomunu, bankasını, limanlarını, fabrikalarını ya da bunların belli bir oranını Türkiye yönetmekte ya da işletmektedir? Yunan Halkı kendi ülkesinin herhangi bir bankasının Türk sermayesine geçmesine, bırakın banka satın almayı, Batı Trakya’da Ziraat Bankası’nın bir şubesinin açılmasına bile yıllardır karşı çıkarken, neden benim ülkemin bankası Yunan kilisesinin de ortak olduğu bir bankaya peşkeş çekilmektedir?
Türkiye’deki yeniliklerden bahsederken, en önemli gelişmenin Türk Halkı’nda ortaya çıkan başkaldırma duygusu olduğunun altını çizmek gerekir. Bankaların yabancılara satılması gibi, stratejik açıdan son derece sakıncalı bir konuda, Türk insanının tepkisini göstermesi, siyasal iktidar karşında kendi iradesinin ağırlığını koyması gerekir. Halkımıza buradan bir boykot çağrısında bulunuyorum! Yabancı sermaye tarafından devralınan bankalardaki paralarımızı çekelim, bu bankalarla çalışmayalım ve onlara Türkiye’de daha fazla tutunma şansı vermeyelim. Haydi bu toplumsal hareketi ve duyarlılığı hep birlikte başlatalım... Halkımızın bu konudaki tutarlılığı ve kararlılığı, özellikle Türk Bankacılık ve Sigortacılık Sektörü’nü ele geçiren yabancı sermayenin Türkiye’de uzun süre kalmasını engelleyecek ve milli sermayenin bu sektörlerde yeniden doğuşunu sağlayacaktır. Elbette kolay olmayacaktır. Ancak bunun için bir bedel ödenecekse, bu bedel şimdi ödenmelidir. Yarın çok geç olabilir...
Diğer taraftan, daha birkaç gün önce, Hudson Enstitüsü’nde üretilen senaryoları ve bunun altında yatan oyunları da hep birlikte ibretle izledik. AKP’nin kurnaz üçlüsü, bu konuda da ağız birliği etmişçesine TSK aleyhine açıklamalarda bulundular, halkı TSK’ya karşı kışkırtmaya çalıştılar. AKP iktidarı Türkiye’de oyun içinde oyun çeviriyor! Bilmeliler ki Türk Halkı’nın zoru oyunu bozar...
En acı olan gerçek, hâlâ AKP’nin Türkiye’ye yaptığı kötülüklerin farkında olmayanların sayısının hiç de azımsanamayacak düzeyde olmasıdır. 22 Temmuz seçimlerinde AKP gibi bir siyasi iktidarın bir daha hiç çıkmamacasına sandığa gömülmesi gerekirken, AKP yandaşlarının hâlâ bu kadar çok olması hayret, hatta esef vericidir. Bu seçimlerde dahi oy kullanmamayı düşünenlerin sayısı da en az AKP’ye oy verecekler kadar, belki daha bile fazla. Bu şartlar altında dahi, iş, her zamanki gibi duyarlı Türk insanına düşmektedir.
Yine de umudumuzu kaybetmeden sandıklardan çıkacak sonucu beklerken, değiştirebileceklerimizi değiştirme gücümüzün de farkında olmayı diliyor, Türk Halkı’nın sağduyusuna güveniyorum...
Saygılarımla
Sadun OKYALTIRIK
CHP Kadıköy İlçe Teşkilatı Üyesi
Istanbul, 23 Haziran 2007
16 Aralık 2007 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
YERLERİ ve GÖKLERİ YARATAN, TÜM ÂLEMLERİN SAHİBİ YÜCE TANRIM!
Haksız ve hukuksuz bir şekilde hapse atılan tüm yurtsever aydınların, eşleri, çocukları, kardeşleri, anne ve babaları ile birlikte içine düşürüldükleri bu büyük haksızlığı ve mağduriyeti Sen görüyorsun! Değil bir saat, ya da bir gün; haftalarca, hatta aylarca – yıllarca hapislerde tutulan, vatan ve millet sevgisinden, ülkemizin yararına çalışmaktan başka hiçbir düşüncesi bulunmayan, hiçbir suça karışmadıkları ve hiçbir suça ortak olmadıkları halde kendilerine “terörist” suçlamasında bulunulan, ben ve tesadüfen kader ortağı olduğum tüm değerli Türk vatanseverlerine sabır ve çektirilen eziyetlere dayanma azmi ver!
Tanrım, Sen mazlumu görür ve korursun... Zâlim olup da, mazlummuş gibi davrananları da bilirsin Büyük Allah’ım... Biz gerçek mazlumlar adına sana her gece ettiğim bu duaları ve Sana yakarışlarımı duy Ya Rabbim! Bu esaret günlerimde bensiz kalan eşimi ve çocuklarımı koru, onlara yardım et! Benim ve çocuklarımın alınlarımıza kara leke çalınmasına müsaade etme! Benimle birlikte diğer kader arkadaşlarımın, özellikle ülkemizin ihtiyacı olduğuna yürekten inandığım Tuncay Özkan Bey’in ve ülkemizin üzerinden yüce adaletini esirgeme Allah’ım... Çocuklarımızın, eşlerimizin, kardeşlerimizin, analarımızın, babalarımızın yüzlerini soldurma...
Bizleri ve güzel ülkemizi kötüyle, zalimle, hâinle karşılaştırarak terbiye etme Tanrım! Türkiyemiz aleyhinde karanlığa hizmet edenlere göz açtırma Allah’ım, onların karanlık planlarını ayaklarına dolaştır... Vatanımıza ve milletimize hıyânet içinde olan kötü niyetli kişilerle mücadele edebilecek gücü, aklı, azmi ve sabrı bizlerden esirgeme ve daim kıl Ya Rabbim! Bizler, Senin ışığından ve Türk Ulusu’nun aydınlığından yana olan insanlarız ve bunun için çalışıyoruz... Bizlere, ülkemiz için yapmak istediğimiz tüm güzel şeyleri yapma imkânı ve kudreti ver Yüce Tanrım! Ulusal birliğimizi, bütünlüğümüzü bâki kıl; tüm yurtseverlerin birleşmesini, bütünleşmesini sağla...
Ey Büyük Allah’ım! Senin her şeye gücün yeter... Türkiyemiz’e iyilikler, güzellikler; çocuklarımıza aydınlık bir gelecek nasip et. Yarınlarımızda bugünlerimizi aratma Tanrım.
Allah’ım, dürüst ve adil hukukçularımıza yardım et. Karanlığın onları tutsak almasına izin verme ve aydınlık taraftaki yargıçlarımızdan sağduyuyu ve cesaret duygusunu esirgeme!
Bu esaret günlerimizde bizlere ve ailelerimize verdiğin azim, sabır ve dayanma gücü için sana şükürler olsun, Ya Rabbim...
HAZİRAN 2009 - Silivri, Istanbul
Tanrım, Sen mazlumu görür ve korursun... Zâlim olup da, mazlummuş gibi davrananları da bilirsin Büyük Allah’ım... Biz gerçek mazlumlar adına sana her gece ettiğim bu duaları ve Sana yakarışlarımı duy Ya Rabbim! Bu esaret günlerimde bensiz kalan eşimi ve çocuklarımı koru, onlara yardım et! Benim ve çocuklarımın alınlarımıza kara leke çalınmasına müsaade etme! Benimle birlikte diğer kader arkadaşlarımın, özellikle ülkemizin ihtiyacı olduğuna yürekten inandığım Tuncay Özkan Bey’in ve ülkemizin üzerinden yüce adaletini esirgeme Allah’ım... Çocuklarımızın, eşlerimizin, kardeşlerimizin, analarımızın, babalarımızın yüzlerini soldurma...
Bizleri ve güzel ülkemizi kötüyle, zalimle, hâinle karşılaştırarak terbiye etme Tanrım! Türkiyemiz aleyhinde karanlığa hizmet edenlere göz açtırma Allah’ım, onların karanlık planlarını ayaklarına dolaştır... Vatanımıza ve milletimize hıyânet içinde olan kötü niyetli kişilerle mücadele edebilecek gücü, aklı, azmi ve sabrı bizlerden esirgeme ve daim kıl Ya Rabbim! Bizler, Senin ışığından ve Türk Ulusu’nun aydınlığından yana olan insanlarız ve bunun için çalışıyoruz... Bizlere, ülkemiz için yapmak istediğimiz tüm güzel şeyleri yapma imkânı ve kudreti ver Yüce Tanrım! Ulusal birliğimizi, bütünlüğümüzü bâki kıl; tüm yurtseverlerin birleşmesini, bütünleşmesini sağla...
Ey Büyük Allah’ım! Senin her şeye gücün yeter... Türkiyemiz’e iyilikler, güzellikler; çocuklarımıza aydınlık bir gelecek nasip et. Yarınlarımızda bugünlerimizi aratma Tanrım.
Allah’ım, dürüst ve adil hukukçularımıza yardım et. Karanlığın onları tutsak almasına izin verme ve aydınlık taraftaki yargıçlarımızdan sağduyuyu ve cesaret duygusunu esirgeme!
Bu esaret günlerimizde bizlere ve ailelerimize verdiğin azim, sabır ve dayanma gücü için sana şükürler olsun, Ya Rabbim...
HAZİRAN 2009 - Silivri, Istanbul
0 yorum:
Yorum Gönder