Ülkemizde milletvekili, yani Türk Halkı’nı TBMM’de temsil edecek vekillerin seçiminin, siyasi partiler üzerinden yapılmakta olması temsili demokrasi açısından bir zaafiyeti de beraberinde getirmektedir. Bu nedenle milletvekillerinin doğrudan doğruya halkın oylarıyla seçilmesi gerekmektedir.
Türkiyemiz’deki mevcut seçim düzenlemeleri içerisinde, milletvekili aday adayları, parti genel meclisleri tarafından öncelikle aday olarak belirlenmekte ve parti meclisleri tarafından belirlenen adaylar da listelerde sıralamaya tabi tutulmaktadır. Aday adaylığından başlayan sistemin doğruluğunun ve tutarlılığının kendi içinde tartışılması gereği bir tarafa, listelerdeki sıralamanın hangi mantığa göre yapıldığı, bu sıralamanın belli kural ve kriterleri olup olmadığı da ayrı bir soru işaretidir. Aday listeleri, çoğunlukla parti genel başkanlarının uhtesinde, ne kadar özen gösterilirse gösterilsin, anti-demokratik bir biçimde oluşturulmaktadır. Mevcut sistem dahilinde, bir milletvekili adayı olarak listeye girmek de seçilebilmek için yeterli olmamakta, listenin başındaki adayların seçilmesi kaçınılmaz olmaktadır.
Bir sistem düşünün ki, belli bir siyasi partiye seçmen olarak oy veriyorsunuz, ancak oy verdiğiniz partinin milletvekili adaylarını ya tanımıyorsunuz, ya da size yakın gelen adayın ismi listenin en sonunda ve seçilme şansı hiç yok! Böyle bir uygulama içinde sizin “halk” olarak temsil edildiğiniz söylenebilir mi? Sosyal hukuk devleti ve temsili demokrasiye inanan kişilerin, Türkiye’deki seçim sistemini yeniden gözden geçirmeleri, değişiklik için çalışmaları ve yasamanın gücünü de bu yönde kullanmaları hem akli hem de vicdani bir gerekliliktir.
Bu konuda halkın bilinçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır, zira halkın gücü yine kendi iradesini temsil eder. Madem ki demokratik Türkiye’de halkın, kendisini yönetecek vekillerini yine kendisinin tayin ettiği söylenmektedir, o halde milletvekili seçimlerinde bir düzenlemeye gidilmesi demokrasi adına kaçınılmaz bir zorunluluktur. Bu yeni düzenlemenin başarıya ulaşmasında Türk aydınlarının, ulusalcı medyanın ve en önemlisi sivil toplum kuruluşlarının desteğinin alınması öncelikli şarttır. Türk medyasında, sayıları her ne kadar az olsa da, bu değişikliği savunan yazarlarımız da yok değildir elbette. Ancak halkın sesinin daha gür çıkmasını ve duyulmasını sağlayacak, Cumhuriyet mitingleri gibi büyük organize bir harekete ihtiyaç vardır. Bunu da sağlayacak olan müessese, büyük oranda sivil toplum örgütleridir.
Demokrasimizin ve ülke yönetiminin kalitesinin yükselmesi, milletvekili olabilme kriterlerinin gözden geçirilerek yenilenmesine ve bu yeni kriterlerin yasalaştırılmasına bağlıdır. Örneğin bir milletvekili adayının (1) eğitim durumunun, (2) yabancı dil bilgisinin, (3) sözlü ve yazılı Türkçe bilgisinin, (4) hitap yeteneğinin, (5) eğer bir siyasi partiden adaysa o parti içindeki çalışmalarının başarısının ölçülüp değerlendirilebileceği bir notlandırma sisteminin, (6) televizyon programlarında halk önünde mülakatlar vermelerinin, bahsi geçen ulusal kalitemizin yükselmesinde etkili bir yöntem olacağı kanısındayım. Bu kriterlerin ve daha fazlasının, bir altyapı çerçevesinde hayata geçirilmesi; maddi imkanları fazla olanların milletvekili seçilmesinin ya da belli bir zümreden alacağı oyların toplamıyla körü körüne Meclis’e girebilmenin önünü kesecektir. En basiti, işe girmek üzere bir şirkete başvuran adaydan bile savcılıktan temiz kâğıdı istenmektedir. Aynı şekilde milletvekili adaylarının da özgeçmişlerinde temiz bir sicil ve daha önce işledikleri herhangi bir suçtan dolayı hüküm giymemiş olmaları şartı aranmalıdır. Böylece TBMM’de bir “temiz siyasetçi” dönemi başlatılabilir.
Belki bu yeni sistem, kafalarda, bölücü amaçlar taşıyan kişilerin belirli seçim bölgelerinden Meclis’e girmelerinin yolunu açacak olması kuşkusunu yaratabilir. Bu noktada da iş, ülkenin yargı kurumlarına ve YSK’ya düşmektedir. Bölücü ve ayrılıkçı kişilerin yargı tarafından zamanında cezalandırılmaları ve YSK nezdinde zamanında teşhis edilmesi, bu tür insanların milletvekili olmasını engelleyecektir. Vak’a bunlar seçilmiş olsalar dahi, açılacak davalarla milletvekillikleri düşürülecektir. Tabii bu anlamda dokunulmazlıkların da revize edilmesi şart...
Milletvekili seçilmekle de iş bitmiyor... Vekillerin, mazbatalarını aldıktan sonra, partiler arası geçişlerin mümkünse olmamasını sağlayacak belli kurallar konulmalıdır. Seçimler bittikten ve TBMM’de sandalye sayıları belli olduktan sonra bile milletvekillerinin en az %10’u başka partilere geçerek yer değiştirebiliyorlar ve TBMM’deki dengelerle oynayabiliyorlar. Halkın A Partisine verdiği oyla seçilen bir vekil; bir zaman sonra B Partisi’ne geçerek bu oylara ihanet etmiş olmuyor mu? Yabancı ülkelerde bu tür geçişlerin örneklerine hemen hemen hiç rastlanmamaktadır.
Bu seçim dönemine yetişmese bile, bir sonraki seçimlerde daha aklı başında bir seçim uygulaması diliyorum.
Saygılarımla,
Sadun Okyaltırık
CHP Kadıköy İlçe Teşkilatı Üyesi
Istanbul – 7 Haziran 2007, Perşembe
29 Aralık 2007 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
YERLERİ ve GÖKLERİ YARATAN, TÜM ÂLEMLERİN SAHİBİ YÜCE TANRIM!
Haksız ve hukuksuz bir şekilde hapse atılan tüm yurtsever aydınların, eşleri, çocukları, kardeşleri, anne ve babaları ile birlikte içine düşürüldükleri bu büyük haksızlığı ve mağduriyeti Sen görüyorsun! Değil bir saat, ya da bir gün; haftalarca, hatta aylarca – yıllarca hapislerde tutulan, vatan ve millet sevgisinden, ülkemizin yararına çalışmaktan başka hiçbir düşüncesi bulunmayan, hiçbir suça karışmadıkları ve hiçbir suça ortak olmadıkları halde kendilerine “terörist” suçlamasında bulunulan, ben ve tesadüfen kader ortağı olduğum tüm değerli Türk vatanseverlerine sabır ve çektirilen eziyetlere dayanma azmi ver!
Tanrım, Sen mazlumu görür ve korursun... Zâlim olup da, mazlummuş gibi davrananları da bilirsin Büyük Allah’ım... Biz gerçek mazlumlar adına sana her gece ettiğim bu duaları ve Sana yakarışlarımı duy Ya Rabbim! Bu esaret günlerimde bensiz kalan eşimi ve çocuklarımı koru, onlara yardım et! Benim ve çocuklarımın alınlarımıza kara leke çalınmasına müsaade etme! Benimle birlikte diğer kader arkadaşlarımın, özellikle ülkemizin ihtiyacı olduğuna yürekten inandığım Tuncay Özkan Bey’in ve ülkemizin üzerinden yüce adaletini esirgeme Allah’ım... Çocuklarımızın, eşlerimizin, kardeşlerimizin, analarımızın, babalarımızın yüzlerini soldurma...
Bizleri ve güzel ülkemizi kötüyle, zalimle, hâinle karşılaştırarak terbiye etme Tanrım! Türkiyemiz aleyhinde karanlığa hizmet edenlere göz açtırma Allah’ım, onların karanlık planlarını ayaklarına dolaştır... Vatanımıza ve milletimize hıyânet içinde olan kötü niyetli kişilerle mücadele edebilecek gücü, aklı, azmi ve sabrı bizlerden esirgeme ve daim kıl Ya Rabbim! Bizler, Senin ışığından ve Türk Ulusu’nun aydınlığından yana olan insanlarız ve bunun için çalışıyoruz... Bizlere, ülkemiz için yapmak istediğimiz tüm güzel şeyleri yapma imkânı ve kudreti ver Yüce Tanrım! Ulusal birliğimizi, bütünlüğümüzü bâki kıl; tüm yurtseverlerin birleşmesini, bütünleşmesini sağla...
Ey Büyük Allah’ım! Senin her şeye gücün yeter... Türkiyemiz’e iyilikler, güzellikler; çocuklarımıza aydınlık bir gelecek nasip et. Yarınlarımızda bugünlerimizi aratma Tanrım.
Allah’ım, dürüst ve adil hukukçularımıza yardım et. Karanlığın onları tutsak almasına izin verme ve aydınlık taraftaki yargıçlarımızdan sağduyuyu ve cesaret duygusunu esirgeme!
Bu esaret günlerimizde bizlere ve ailelerimize verdiğin azim, sabır ve dayanma gücü için sana şükürler olsun, Ya Rabbim...
HAZİRAN 2009 - Silivri, Istanbul
Tanrım, Sen mazlumu görür ve korursun... Zâlim olup da, mazlummuş gibi davrananları da bilirsin Büyük Allah’ım... Biz gerçek mazlumlar adına sana her gece ettiğim bu duaları ve Sana yakarışlarımı duy Ya Rabbim! Bu esaret günlerimde bensiz kalan eşimi ve çocuklarımı koru, onlara yardım et! Benim ve çocuklarımın alınlarımıza kara leke çalınmasına müsaade etme! Benimle birlikte diğer kader arkadaşlarımın, özellikle ülkemizin ihtiyacı olduğuna yürekten inandığım Tuncay Özkan Bey’in ve ülkemizin üzerinden yüce adaletini esirgeme Allah’ım... Çocuklarımızın, eşlerimizin, kardeşlerimizin, analarımızın, babalarımızın yüzlerini soldurma...
Bizleri ve güzel ülkemizi kötüyle, zalimle, hâinle karşılaştırarak terbiye etme Tanrım! Türkiyemiz aleyhinde karanlığa hizmet edenlere göz açtırma Allah’ım, onların karanlık planlarını ayaklarına dolaştır... Vatanımıza ve milletimize hıyânet içinde olan kötü niyetli kişilerle mücadele edebilecek gücü, aklı, azmi ve sabrı bizlerden esirgeme ve daim kıl Ya Rabbim! Bizler, Senin ışığından ve Türk Ulusu’nun aydınlığından yana olan insanlarız ve bunun için çalışıyoruz... Bizlere, ülkemiz için yapmak istediğimiz tüm güzel şeyleri yapma imkânı ve kudreti ver Yüce Tanrım! Ulusal birliğimizi, bütünlüğümüzü bâki kıl; tüm yurtseverlerin birleşmesini, bütünleşmesini sağla...
Ey Büyük Allah’ım! Senin her şeye gücün yeter... Türkiyemiz’e iyilikler, güzellikler; çocuklarımıza aydınlık bir gelecek nasip et. Yarınlarımızda bugünlerimizi aratma Tanrım.
Allah’ım, dürüst ve adil hukukçularımıza yardım et. Karanlığın onları tutsak almasına izin verme ve aydınlık taraftaki yargıçlarımızdan sağduyuyu ve cesaret duygusunu esirgeme!
Bu esaret günlerimizde bizlere ve ailelerimize verdiğin azim, sabır ve dayanma gücü için sana şükürler olsun, Ya Rabbim...
HAZİRAN 2009 - Silivri, Istanbul
0 yorum:
Yorum Gönder